WORK AND TRAVEL HAKKINDA

Cumartesi, Eylül 09, 2017
Uzun zamandır açmayı düşündüğüm fakat bir türlü eyleme dönüştüremediğim blogumu sonunda açıyorum.İlk yazım olarak da hayatım için dönüm noktası olarak nitelendirdiğim work and travel hakkında yazmak istedim.Öncelikle WAT programından bahsetmek istiyorum. Nedir bu WAT? WAT programı amerikada size ortalama 3 ay çalışma ve 1 ay gezme imkanı sunan bir program. Bu süreler size kalmış isterseniz daha az kalabilirsiniz.Çalışma alanı çok geniş.Lifeguard , housekeeping , ride operator gibi alanlarda çalışabilirsiniz .Bunlar şimdilik benim aklıma gelenler daha bir çok alan var. Önemli olan danışman şirketinizin size sunduğu işler arasından en uygununu seçmeniz. Benim biraz acemiliğime denk geldi o kadar araştırmama rağmen ne istediğime bir türlü karar veremediğim için ride operator olmak zorunda kaldım. Ride operator kötüdür asla olmayın demiyorum ama şansınız varsa daha farklı işlere bakmanızı öneririm.Gelelim şirket seçimine , şirket seçiminin ne kadar önemli olduğunu uçaktan indiğiniz ilk anda anlıyorsunuz aslında. Çünkü havaalanından aldıracağını söyleyip aldırmayan ve öğrencileri mağdur eder çok şirket var. Şirket seçerken internetten çok detaylı bir araştırma yapmalısınız. Piyasada zaten 2-3 tane bu işi hakkıyla yapan şirket var . İnternetten araştırdığınızda bunları bulmanız çok da zor değil. Hepsiyle görüşüp kendinize en uygun olan şirketi bulmalısınız. Sizin istediğiniz iş onların elinde var mı? Konaklama da yardımcı oluyorlar mı ? hepsini öğrenmeniz lazım. Ben şirket konusunda şanslıydım daha önce giden bi arkadaşımın önerdiği şirketle gittim ve çok da memnun kaldım .Oradayken attığım bütün maillere cevap aldım. İnanın paranızı aldıktan sonra sizlere orda asla yardımcı olmayacak şirketler var.Şirket ve iş seçimini halllettikten sonra sıra vize de. Ah o vize zamanları , o stres hele ki ortalamanız benim gibi 2'nin altında ise vize öncesi dönemi biraz sıkıntılı geçiyor.Çünkü etrafınızda ki insanlardan çok fazla olumsuz yorum alıyorsunuz en azından benim çevrem öyleydi ve çok fazla stres yapmama sebep oldular. Ama hiç korkmayın çünkü benimle birlikte giren ve ortalaması 2'nin altında olan ne kadar arkadaşım varsa hepsi aldı vizeyi. İnsanların söylediklerine aldırmayın. Siz sadece kendinize güvenin ve inanın. Vize memurunun size sorduğu sorulara kendinizden emin cevaplar verirseniz vizeyi almamanız için hiç bir neden yok.Konsolosluğa gittiğinizde sizin gibi hayallerinin peşinden koşan ve heyecanla vize almayı bekleyen bir sürü insanla karşılaşıyorsunuz. Vize sırasında beklerken ki mide ağrımı hala unutamıyorum.İçeri girdiğinizde size sıra numarası veriyorlar ve sıralar karışık bir şekilde yanmaya başlıyor.Neyse ki ben çok beklemedim.Bana soru soran vize memuru çok tatlı bir amcaydı ve en son ne zaman ve neden hastaneye gittiğimi sordu. Kısa süreli kalp krizimin ardından cevap verdim. Vize memuru amca benim heyecanımı görmüş olacak ki güldü bana ve elime bir kağıt tutuşturdu.Ve beni hayallerime bir adım daha yaklaştıran o kağıtta ' Your visa has been approved ' yazıyordu!Vizeyi almıştım ve artık sadece gideceğim günü beklemek kaldı.


Ve o büyük gün geldi çattı.12 Haziran'da Paris aktarmalı New York uçağına bindik. Şirket sayesinde tanıştığım ,aynı yerde çalışacağımız ve şu anda canım ciğerim olan arkadaşımla beraber 12 saatlik yolculuğun ardından New York'a vardık.1-2 saat bekledikten sonra bizi asıl gideceğimiz yer olan Lake George 'a götürmek için gelen arabaya bindik .3 buçuk saat yolculuğun ardından kalacağımız eve vardık.3 ay boyunca 4 kız o evde kaldık.O evde kaldığımız için çok şanslıydık çünkü yeri çok güzeldi tam merkezdeydi ve göle çok yakındı.Geldikten 3 sonra işe başladım.Ben Six Flags Great Escape adlı Amerikanın en büyük eğlence parklarından birinde çalıştım. İtiraf etmeliyim ki ilk 2 haftam çok zor geçti , yıllardır Amerika hayali kuran ben bir türlü ortama adapte olamıyordum.İşe başladığım gün aklımdan geçen tek şey ben 3 ay burda nasıl çalışacağım oldu 3 ay sonunda ordan ayrılırken kahrolacağımdan habersizce...

Şunu söylemeliyim ki oraya gitme amacınız çalışmak yani gezmekten çok çalışıyorsunuz yeni bir kültür tanıyorsunuz. Çalışmak kolay değil hele ki benim gibi daha önce hiç çalışmamışsanız.Ama her geçen gün biraz daha alışıyorsunuz , yeni arkadaşlar ediniyorsunuz ,zaman geçtikte bu çalışmanın her zerresine değdiğini farkedeceksiniz.Yeri gelecek iş yerinde çıldırıp lanet olsun diyeceksiniz ama günün sonunda hep iyi ki diyeceksiniz, iyi ki gelmişim.






















Gelelim çalışma saatlerine.Çalışma saatleriyle ilgili şunu söylemek istiyorum gitmeden önce çok çalışıp çok kazanacağım umuduyla gitmiştim fakat benim çalıştığım yerde çok fazla çalışan olduğu için 35 saatten fazla çalıştırmadılar. Bende son 1 ay kala ikinci bir işte çalıştım. İkinci işim housekeeper'lıktı. Haftada 2 off günüm vardı ve bu 2 günümde 2. işimde çalıştım.Böylece travel için gereken parayı biriktirmiş oldum.

8 eylül günü işte son günümdü.İşe ilk başladığım zamanlar 3 ay sonunda bu kadar üzülüp ağlayacağımı söyleseler asla inanmazdım. Ama tam olarak böyle oldu. 3 ay içinde beraber çalıştığım güldüğüm ağladığım insanlardan ayrılmak o kadar zor geldi ki o kapıdan çıkarken böğüre böğüre ağladığımı hatırlıyorum. Acısıyla tatlısıyla iyi ki diyorum iyi ki gitmişim .Bu programın göz bebeği olan travel kısmını bir sonraki yazımda anlatacağım. Şimdilik hoşçakalın.

Kübra

1 yorum:

Blogger tarafından desteklenmektedir.